Atarlandım yine

Şimdi yağmurdan sırılsıklam olmuş bir ağaca sımsıkı sarılasım var, minnettarlık degil… doğanın benim varoluşuma desteğine ihtiyacım var… soğuk bir agaç gövdesi beni kendime gerçekliğe zamanın tam şuanına getirecek biliyorum.. yağmur damlaları süzülürken yapraklardan saçlarıma, arınmışken yüzüm gözüm tebessüm edesim var tüm gelmişime geçmişime.. küfürbaz olmadim hiç ama şimdi belkide herşeye herkese sövesim var.. affettim eskileri yenilere kafa tutasim var.. büyümek değil bu hamdım oldum diyesim var.. çok geçmedi yaşım; kadınım, evladım, eşim, anneyim yani kendimce çok görmüşlüğüm az bilmişliğim biraz fazlasını öğreneceğim var .. söyleyecek o kadar söz okadar lakırdı biriktiki dökülsem saçılsam diyorum şöyle orta yerinden dünyayı çarkıfelek gibi döndürsem… seni pas geçsem, sen ezik sana iflas, sen şansli pzvk joker senin… ne bileyim işte ayık kafa kelami değilde ciğerimin en orta köşesinden akıtsam icimdekini.. rahatlayasım var… hesap sorsam mesela.. desem ki ne hakkınız var… sahi ya ne hakkiniz var beni kendinizle zehirlemeye.. ne hakkiniz var göbek bağımı zangır zangır titretmeye… ne hakkınız var yaptığınız hataların bedelini benden ödememi beklemeye… ne hakkınız var insan olmayi beceremeyişinizin faturasini bana kesmeye.. ne hakkiniz var bende olanın sizde olmayışını kursağımda bırakmaya… ne hakkiniz var ki uykularimi ya evet uykulari mi boyle parca pincik edip beni yorgun dusurmeye ne hakkiniz var sizin. Aa uyku muhim..  Uyku azizim uyku değerli bam telim benim basmayınız kuzum 😂

Kadehimi uykusuzluğa kaldırıyorum😂

Genizimde hissetiğim o yanma çok tanıdık gelmişti bian… belki ben hissi ilk kez tatmiyordum bunun şuan hiç bir önemi yoktu ama bu hissi yakinen tanıdığım bir sır olmaktan az zaman sonra ortaya çıkacaktı zaten şimdiden bilmenizde hic bir sakınca da yoktu..  
öykümüzün gidişatındanda eski ahbap oldugumuz belli olacakati…

Çaresizligim buram buram genizimi yakıp kavuruyordu işte..Ne yapacağını şaşırmış bir köşeye çoktan sıkışmıştım…bu hayatımın dondurulmuş bir anıydı.. ki öykümüzün ana kahramanıda bu gece canlı kanlı biri degil bir kavram, bir duygu, bir histi.. veeee işte karşınızda cekirdeğin deyimiyle daaa daamm “çaaareeesiiizliiik”…

çok çok önceleri ben daha insanların karmaşık hayatlarına bir gözlemciyken tanışmıştık çaresizlikle… gözümün gördüğü tüm insanlarda çaresizliklerini kabulleniş anı yaşanmış ve bu onların ruhlarına istemeselerde gri bir pus düşürmüştü… çaresizliğini kabulleniş her insana zor bir anıydı ve bu an gözlerindeki ışığı örten o perdeyle ne yazıkki gizleyemeyecek kadar koyu karaydı.. belkide sizin çaresizliğinizin bende ki tasviri buydu… karanlık ve anlık bir bakış…  şimdi çok daha ağır kabullenişler gördüğüm için benim çaresizligim tabiki bir önem arzetmeyecek fakat.. bu öykü benim efenim bu yüzden sizin çaresizliklerinizi kabullenisleriniz  aramızda bir süre daha sır olarak kalacak ama eğer benim hayatımda biraz misafir olduysanız bir kabullenisinize ortağım bunuda bilesiniz… işte kalem benim kelam benim ozman dinleyiniz efenim.. size hiç bir anlam ifade etmeyecek olan çaresizligim “uyku” kabullenişim “çekirdegim”.. uyumuyor efenim uyumuyor.. erkende kalksak tam da alsak uykumuzu şekerlemede yapsak öğlemizi uyumuyor… çaresizlikten genizim uykusuzluktan gozlerim dinlenememekten beynim yanıyor son zamanlarda iste bu benim size çokça basit bence ağır çaresizligim… Allah aşkınıza hanginiz varsa derman bilen hemen dökülsün lütfen😶 işte böyle bizde de develer tellal pireler berber neyseki şimdilik uyku perileri öptü çekirdeği bende bir öpücük kondurdum söndü yangin yeri 🤗 analık işte bilen bilir böyledir 😄 kah güler kah ağlar asla da kiyamayiz.. bir oraya bir buraya iste tam da ❤ şuraya başkada  yere koyamayiz… aman tamam canim uyumazsa da uyumasin ohh canida sag olsun 😂 allahımmm tipe de bak hele kuzu bu kuzu nasil da güzel uyuyor masallah sana çekirdeğim ya😍😍

sizin caresizliginizi kabullenisiniz mi iste o bir sır olarak ebediyete kadar bende kalsin…

Bu da küçük bir alinti;

Diyor ki Kafka Milenaya bir mektubunda “Uykusuzluğa karşı koymak budalalık! Yeryüzündeki en masum şey uyku,…” yok bunun bizle ilgisi yok siz bir bilin istedim belki aramızda uykuyu kendine sorun edenler vardır evet evet işte sen gibi 😌 uyuyun ama vakit uyku vakti😄..

 

Kedili kupa


Şimdi durdum ve umutla geleceğe bakabiliyorum…

Sadece şuan aklıma düşenleri yazacağım buraya belki, ama emin olun cok daha fazlası vardır… 

Hiç tanımadığım, bir kaç dakikalik sohbetten ve onun hoşlandığı resimlerden bashederken bana sana resim yapmak istiyorum diyip bir kopek çizdi küçük bir hanım. Gelecekte eğer bir resim sergisi açma şansı yakalarsa diye imzasini atmasini rica ettim kırmadı ve minik el yazisiyla ‘Asya’ yazdı.. tesekkur olarak ona elimden geleni bu resimdeki kupayi yaptım.. yılbaşından sonra ona getirecegime dair söz verdim… Kupayı aldığında sevinecegine adım gibi eminim… nerden mi biliyorum kendimden… ben bir çok şeyi annem ve babamdan ogrenmis olabilirim ama bir çoğunu da sizden öğrendim… 

Mesela bir cocukla oyun oynarken onunla bağ kurmak çok kolay sadece Adnan abim gibi onunla yerlerde sürünüp bir iki bilmece sorsaniz, hop bir iki sihirbazlik numarasi  ve iste karsinizda büyülenmiş cocuklar.. ve onu değerli kilmakta basit söz verdiginiz ateriyi ilk kargosuyla açan cocugu bir düşünün hiç unutulmayacak bir anı tohumu bıraktınız cocukluguna…işte Adnan Degirmenci o tohum yeşerdi.. senden öğrendim ben küçük bir çocuğu mutlu etmenin yollarini…ve bir yetiskinle sohbet etmenin tadını teşekkürler… iyi ki varsin..

Hersabah çağla ece ile kalkar kalkmaz müzik açıyoruz kendimize.. Çağlaya soruyorum ne dinlemek istersin annecim.. hep aynısını istesede ‘baby finger’ müzik dinlemeyi cok seviyoruz birlikte… müziğin sevgi dolu tınısını metin dayımın sesinde duydum ben üniversiteden dönerken, askere giderken, cocuklarina ninni okurken mırıldanırdı hep, o yumuşacık tını bende yer etmis olmali..şarkıların anılara eşlik ettigini ondan öğrendim ben…müziğin ahengiyle büyüsün istedim bende cagla ece…anıları ritimli olsun… teşekkürler Metin Boduroğlu…

Birşeyler çizerken eğer bir övgü almışsam yapıtıma dair.. ilk sözüm genlerimde var dayımda çok güzel çizer olur hep… Arif Boduroglu cizmek benim icin keyifse dayimin bu işte bir parmağı var.. sanata açılan kapım o benim.. teşekkürler dayıcım..

Paylaşmayı çok severim yoksa bile paylaşılacak fazladan bişeyim kendimde olanin cogunu verebilecek kadar özveriliyim… Sebebi gönlü bol nurgül halam benim…tesekkurler halacim..

5 çaylarını severim… akşamüstü keyfim Ceyhan Kokoz dan…bir tepside mis kokulu poğacalara eşlik eden bir yudum caya yaren sohbetler en büyük keyfim simdilerde benim… teşekkürler Şeyda abla Eda ve Ceyhan teyzecim…

Spor hayatın bir parçası…nefes alan ruha deva bir kac tur koşu Banu muezzinlerden öğrendim… belki ben tam beceremedim ama çagla ece icin ne gerekli biliyorum hayatinin bir parcasinda daima spor olmali.. tesekkurler banu abla..

Güzel sofralarda yenen şen şakrak yemekler içilen bir iki kadeh rakı çocuk cıvıltıları anne kahkahaları baba sohbetleri Gulbeyaz halam, Vacit dayim, Şahin dayim iste siz hep oyle sofralarımdasınız şimdi belki resimlerden belki de zihnimden anımsıyorum bilmiyorum ama o sofralar bilin ki cok değerli.. teşekkürler..

Ahbapligi, can yoldasi olmayi üç güzel yürekli kadının arkadaşlığından öğrendim ben pahabicilemez, değeri hiç birşeyle ölçülemez onların benim hayatıma kattiginin Engin Güngör ve Aynur Güldüren çocukluğumun 3 anaç ruhlu kadını. Biri annem… arkadaşlarımın değerini göruşemesemde yüreğimde taşıyorsam sizin sayenizde hanımlar… teşekkürler…

Kitap eşittir Aydan yengem… okumanin nasıl güzel birşey olduğunu senden öğrendim.. kitaplara duydugun aşka ben yetişemem belki ama bende yer etmiş işte hayatıma kitap sevginle dokunmuş ve beni de bu serüvene ortak etmişsin teşekkürler Aydan Boduroglu… 

Komşuluk benim icin çok değerli çitlenen çiğdemlerin tadı gibi hala damagimdaysa lezzeti Özden yengeme Emel ablama burdan kucak dolusu sevgiler.. teşekkürler… 

Çagla eceyi uyuturken aklima düştü işte bunlar dedim ki neden  kağıda da düşmesin düşsün hemde daha cok düşsün ki şu umudumuzun kaybolduğu günlerde aslında umudun hala var olduğunu bir hatırlayalım…

Sen,  sen ve sen ve belki de sende bir şekilde benim çocukluğuma umutla dolu dokundunuz ve ben ben oldum.. iyi ki benimle bunları paylaşmışsınız da hayatı böyle güzel algilayabiliyor ve yasamaya değer buluyorum… 

Eger simdi bende birilerinin çocukluğuna dair güzel anılar birakabilirsem kısır bir döngü yaratabilir geleceğin güzelliklerine umud edebilirim diye düşünüyorum…

Çocuklara anılarında güzel anlar hediye edin… maddi değil manevi şeyler bizi iyilestiricek…

Ben umutla bakiyorum sizde umudunuzu yitirmeyin..

Herkese tesekkurler…

Gizem Seçen

Düş düşedursun ben yazıyım…

En köpüklüsünden bir gece ikram ediyorum size… 

Buyrunuz; Uykunuz… 

Ister şekerli ister sade yudumlayınız… 

Miskinlik saracak ruhunuzu… Çekinmeyiniz… Teslim olunuz… 

Köpüksü düşlere hapsolacaksınız hiç kurtulmak istemezcesine… 

Rahatlayınız ve Unutmayınız; 

“Düş düşmedikçe düşene düşler düşmezmiş gerçekliğe” efendim…

Düşlerinizin peşine düşünüz… 

Siz bu huzur dolu düşsel geceyi yaşayadurun…

Ben; Enfes bir yarın vaad ediyorum size… bırakınız keşmekeşligi… Tadına varınız… 

Yarını hiç yaşamamış gibi yaşayınız… 

Yarın bugünün gerçek olmuş düşü bana inanız… 

^Her daim sevgi ile^..

Mask

Baktığında gördüğün belkide görmek istediğin şeydi olan değil… sen belki kırılmışlığını takınıp yüzünü eğmiştin de baktığın suratsız gelmişti…beğenine sarılıp göz süzmüştün de gördüğün bir sana güzeldi… hırsını kuşanıp sırt dönmüştün de arkandaki çekilmezdi…

Aklımdaki bunca şey şuan karşımda yerde parçalarına ayrılmış dünkü ihtişamından eser kalmamış olan maskeyle ilintiliydi.. yalnışlıkla düşmemişti… bilâkis… benliğinin tüm ağırlığını sorgusuz sualsiz teslim ettiği çivisinden çılgınca söküp, avuçlarımda kütlesini hissederek kavrayıp, ivmeleterek ben fırlamıştım onu yere… yerçekimine karşı süzülüşünün resmini bile çizebilirim şuan size…tüy gibi yumuşacık, çıkardığı gürültüyle ters orantılı bir naiflik sergilemişti, şaşılırcasına… tıpkı onun elimi ilk sıkarkenki merhabasında olduğu gibi-sert naiflik-… o içimi ısıtan gülüşü konduralım kusursuz dudakların çerçevesine, bakışlara biraz daha aşk oyalım, bir tutam merhamet şuraya, fazlasıyla ilgi buraya, minik bir fırça darbesiylede sahipleniş konduralim ortayerine, dolu dolu kadinsal incelikle nakşedilmiş bir maske tasarlamışım, kusursuz… ilk tanıştığımız anda hediye etmişim o cok renkli maskeyi ona… maskeyi takmasını ben sağlamışım… evet bunu şuan anlıyorum… yerle yeksan bu maske tüm çıplaklığı ile vurdu bunu yüzüme yüzüme zamaninda onuda duvara sabitlemek icin az uğraşmamıştım… işte tamda böyle, yüreğimle taktığım maskeyle sevebilmiştim onu… ben tasarımıma yenik düşmüştüm… aldandığımı, aldatıldığımı düşünmüştüm, kendimi faka bastırmışım oysaki … hayatımın dersini vermişti karşimdaki kırık maske fotoğrafı bana… hem kendini bile kandırabilecek kusursuzlukta şaheserler yaratabilecek kabiliyette usta bir tasarimciydim hemde kendi tasarımlarına yenik düşebilecek kadar aciz bir çömez… maskenin kirilmisliğinin tezatliği üzerime sinmiş gibi hem aydinlanmis hemde korkuyordum… evet sevdiklerimin yuzune bakmaktan korkuyordum… ya aydinlanirsam… ne de olsa ben iflâh olmaz usta bir maskeciydim🎭!

Kahve kokusu

Bir fincan kahveniz birde yareniniz varsa kahve ile aklınıza düşen dinleyin ovakit beni… 

Dost; kahve kokar… Dostla yapılan sohbetler telvelidir işte bundan sebep… Koyudur… Yoğundur… Içtenlikledir… 

Gülüşmeler orta şekerli, birlikte akıtılan gözyaşları en sadesindendir. Paylaşılanlar  az şekerli, sevginiz bol şekerlidir… 

O soğuk kahve fincanını ısıtan bol köpüklü bir kahveyse içinizi ısıtan dostun bir  kelamıdır mesela… Tek bir fincan kahve yalnızlıksa birden fazla fincan şansınızdır… kiymetbilinisicedir…

Illaki yanınızda da olamayabilir kahve kokulu dostunuz; bazı anlar yüreğinizdedir, bazı anlar geçmişinizin derinliklerinde; ama samimiyetin kokusu buram buram bir fincan orta şekerli kahvenizde… 

Bir elmanın iki yarısından; kahve çekirdeğinin iki yarısına terfi edilişi bir biz dost kahvesinin tadını bilenler anlarız… Bu sebeple kahveyi çekirdekkenden inci gibi saklarız.

Hani fincandan son bir yudum kahve aldığınızda telveli ve acı bir tad oluşur ya damağınızda.. (heh iste suan seninde ağzında hissettigin o tad) iste o dost kahvesinin tadı damağında kaldı demektir… bu yüzden saklı kalır kırk yıllık hatrı ictiğin kahvenin… 

Velhasıl kahve dosttur, dostta kahve kokulu… 

Şimdi kalkın ve kahve kokulu bir dostla bir fincan dost kahvesi için; iki lafı öğütün, canınızı sıkanları kavurun, acılarınızı pişirin, kapatın fincanları sevincinizi fallayın 😄 

Olmadı iki fincan kahve yapın ve bir kahve kokulu dostunuzu anın 😄
Ve sevgiyle kalın😄 😍

Ev yapımı kırık zeytin


Sıradan bir pazar sabahı manzarasıydı oysaki…havadaki ıstırap hissini saymazsak normal bir gün gibi başlamıstı herşey… ama bu sabah kahvaltıda masadaki fotoğraf biraz daha farklıydı… bakıslarım o yeşil tabağa yavaşça süzüldüğünde… iste o katliam anı vurdu yüzüme yüzüme… Ben yapmıştım evet… Sizi ben kırmıştım… taşı hunharca vurdum… kendimi kaybetmişcesine… kaçamayasınız diye iki parmağımla kıskıvrak yakaladım sizi… ve birdaha vurdum… sonra da suya bastım boğarcasına… acınızı akıttım o suya ve sizi özgürleştirdim kendimce…evet ben yaptım bunu… ve üzerinize tüm kirilmisliginiza limonla tuz bastım… ezilmişliğinizden elde ettiğimiz yağdan gezdirdim biraz sersemlemişliğinize… yetmedi senden aldıklarım… çiğnedim… çiğnedim.. acımsı ekşiliğinle mest oldum da… doyamadım… tadın hala damağımda… afet diyemem… yine olsa yine yaparım… nede olsa ben bir zeytinseverim… Ev yapımı kırık zeytin… Yazı/kurgu/zeytin: Gızem Seçen
#zeytinağacı #zeytinağaçlarınıkoruyalım