Ana Sayfa

Özledim seni

Yorum yapın

Ben bazı geceler gece gibi dingin olurum,

Bazı geceler ayın güneşe küskünlüğü gibi küskün,

Bazı yalnız geceler pus düşer yüreğime soğuk ve ıssız uyurum,

Bazı sabahı olmayan geceler gelir gecelerime yorgun düştüğüm olur da uyku girmez geceme,

Geceler beni karanlığa iter,

Suskun çığlıklarım var benim böle gecelerde..

Ve bu gecede içindeyim gecenin ..

Gece içinde gecelerimin sebebi özlemin senin..

Bu gecede gecenin içindeyim ve özledim seni…

Koruyacağım !!!

Yorum yapın

Ben Türkiye Cumhuriyeti Devletinin evladıyım !!!

Cumhuriyeti korumam gerektiği öğretildi bana…

İnandığım ideolijileri; ”Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.” diyen MUSTAFA KEMAL ATATÜRK sayesinde kazandım ben !!!

ATATÜRK’ü ve onun, bizim korumamız için bıraktıklarını bencil davranmadan korumam gerektiği öğretildi bana …

Yaşadığım şehir, Kurtuluş Savaşı’nın başlamasını tetikleyen ilk kurşunun atıldığı şehir, İzmir !!!

Bağımsızlığımı korumam gerektiği öğretildi bana…

Ekmeğini yediğim, suyunu içtiğim vatanın topraklarını Atalarım kanıyla kazanmış !!!

Minnet duygumu her daim korumam gerektiği öğretildi bana…

Dinim İslamiyet !!! Elhamdülilah Müslüman yetiştirilim !!!

Dinimi korumam gerektiği öğretildi bana…

Şimdi tüm bunlara kafa tutan kör bir zihniyet var karşımda !!!

Koruyacağım!!!

Önce kendimi bilmeyi unutmadan koruyacağım …

Tek birine tutunmadan hepsini bir kabul ederek koruyacağım …

Anneciğim’e…

Yorum yapın

Annemm dediğinde hiç kimseyi tanımadım ben yüreği sızlamayan… Bende bam teli anne sözcüğü ile titreyenlerdenim.. Öyleki sevgim her evladın annesine duyduğu sevgi kadar içten ve yoğun.. Bağlıyım papatya kokulu anneme kimsenin görmediği göbek bağımla… Bilirim koynu süt kokan annemin Ah ANAM! dediğimde, kelam etmeden kucak açacağını… Ben şimdi ne söylesem dokunur onun içine mutlu olur, ne azı sitem onun için ne fazlası övünç… Sevgi kelimesinin özünü,manasını ve değerini bilen ve hak eden ANNECİĞİM Seni ÇOK SEVİYORUM… İyki Doğdun ve İyki Bizimlesin Allah ömrüne ömür, sağlık ve huzur katsın =)

Papatya kızın =)

Babacığım’a…

Yorum yapın

Ben ne zaman bir yanımı vursam kapıya, eşiğe oraya buraya, düşsem yada… ilk babam koşar ve çoğumuzun babası gibi belki… klasik bir espiri yapar aman dur bakıyım kapıya bişey olmuşmu…ve ciğerlerine doldurduğu tüm nefesle kahkayı patlatır… Ben Gülümserim tüm acıma rağmen… 

Ben ne zaman sıkılsam, üzülsem… babam hemen anlar… oyy canım benim şuna bak annesi ne kadar da güzel der…yanağıma kocaman bi öpücük… Ben Gülümserim tüm üzüntülerime rağmen…

Ben ne zaman fikir farklılığına düşsem babamla… ama o öle değil demelerine aldırmasam…zeytinyağı gibi çıksam üste…sebepsizce sustursam onu…doğruyu o bilmesine rağmen kırmaz beni susar…ve yine doldurur o ciğerlere bir kahkahalık nefes daha… Ben gülümserim tüm pişkinliğimle…

Ben ne zaman dizi veyahut film izlesem, dokunaklı bir sahnede yanımda hüngür hüngür ağlayanın babam olduğunu bilirim… aynı anda gülerek yandan yandan bana baktığını fark ettiğim andan itibarende … Ben de Gülümserim…

Ben her market alışverişinde unutulmadığımı bilirim… taygunun yada anneciğimin sevdiği şeyi alıp bak bunu sana aldım kızım diyip heycanla torbaları karıştırıp çıkardığı şeyin benim sevdiğim şey olmadığını anladığında benim bakışlarıma maruz kalınca ama bunu bu evde biri seviyo diyip bütün apartmanı inletircesine gülmesiyle… Beni de Neşesine ortak eder babam bende Gülerim…

Filmlerde  gördüğü devasa kaslı, karizmatik, yakışıklı ve en güzel kızı kapmış olan aktörle yarışır benim babam her daim… ben daha yakışıklıyım ben daha kaslıyım… Ben gülerim (anneciğim güzel kızdan dolayı gülmez laf aramızda;))

Diz kapaklarımın bile ona benzemesinden, neredeyse tüm benlerimizin aynı yerde olmasından mutluluk duyan bir babam var benim…bunu her dillendirdiğinde… ben yine Gülümserim…

Anlayacağınız Babam benim sebepsiz gülüşlerimin kahramanıdır… 

Benim hayata gülümseyerek bakmanın biyolojik nedenidir…  

O hep der ki pozitif ol pozitif… hayata bakış açımın mimarıdır o…

Her an patlattığı o şen kahkasıyla büyüdüm ben… hayata gülersen hayat sana güler bunu ben babamdan öğrendim…

O hala filinta gibi bir delikanlı olsada…yakışıklılığından bir kırık bişey kaybetmemiş olsada… Bugün onun hayatında bir yıl daha eskittiği gün… onun bakışaçısıyla  bir yaş daha geçleştiği gün bugün…

Babacım iyki doğdun ve iyki hayatımın her günü hiç aksatman bana gülümsedin…

Seni çok Seviyorum BABİŞKOM=)

Anlaşılmama Sanatı

Yorum yapın

Bir insan neden elinden geldiğince anlaşılmamak ister… neden  dolaylı olmayı seçer…

Anlaşılmama kaygısı gütmüyorum… en çok okunan, duyulan kalıplaşmış ifade oldu günümüzde… 

Güt efendim Güt… azcık Gütsen nolur sanki…

Hiçbirimiz yabancı değiliz aslında bu sanatı seçmiş olan sanatçılara…Anlaşılmama Sanatı..

En göz önü örnekler günümüz Siyasetçileri… bütün siyasetçiler …  Meydanlara çıkıp saatlerce dil dökerler, atmosfere  kelime kirliliği yaparlar ve anlaşılmamak için ellerinden geleni ardlarına koymazlar…

Sonra onları dinliyen ve anlam kargaşasına düşmüş olan birini, o siyasetçinin yandaşı veyahut konusu komşusu  sıkıştırır…Böyle böyle böyle dedi der… derde o böyle böyle böyle’nin sadece bir tanesi anlam kargaşasını çözmeye çabalıyan  insanın yararınadır… şaşkın dineyici alır böylesini mutlu mesut gider evine… bırakır ardında diğer böyle böylelerini…

Yok o kişi sanatın püf noktalarını yakalamış …bişiyler keşfetmiş… şifresini çözmüşse kürsüdekinin… vay haline o siyasetçinin…ondandır büyün heybetiyle başımıza oturan siyasetçinin tüm heybetiyle baş üstü çakılması…(… buyüzden çok bilindik bir manzaradır Türkiyede eveleyip geveliyen Siyasetçinin sonu=))  

MÖ.2. bin de Anadolumuzda yok ama bu Anlaşılmama Sanatı O zamanın siyasetçileri henüz keşfetmemiş bu inceliği …Ekmek Yiyeceksin Su da İçeceksin… herşey kesin ve net…

Bir başka örnek okullarda bolca bulunan Öğretmenler… şunu şunu yap bunu bunu yapma … yaparsın şunu olmaz illa şunu şunu olucak… çünkü o öğretmen ondan istenileni tam tamına yapmış gelmiş o günlere… hiç eksiksizzz(!)…Anlamıyacaksın Öğrenci !!! onun ne yapmanı istediğini Anlamayacaksın… şunu şunuda tam getirme zaten sakın Öğretmenine… bunu bunu yapmazsın yine olmaz… fazla itaatkarsın işine gelmez öğretmeninin…eksik bişeyler bırakmalısın ki onun düzelticek bişeyi olsun ve  o da Öğretmen olduğunu hissetsin…Yine Anlama ne yapmamanı istediğini…Anlasanda yap sen onun yapma dediğini… Anlaşılmamalı Öğretmen, ne istediği, ne verdiği anlaşılmamalı… Anlaşılırsa öğreten o olmaz çünkü… Niye sanıyosunuz matematiği öğrenemedim ben… öğrenmemem gerekiyodu buyüzden =)… hepimiz öyleyiz öğrenmemiz gereken kadarını öğrettiler bize gerisi Anlaşılmama Sanatı…

Çokta kalıplaşmış örnekler dışında birde sıradan…içimizden bazıları bu sanata gönül vermiştir…

İşte bunlar kendilerini Üstad sananlar…başlarında konuşma balonlarıyla dolşanlar… herşeyin en iyi ve doğrusunu bildiğini sanıp karşsındakinin düşüncelerini önemsemeden boyuna konuşanlar… kelime kelime üstüne getiren düzenbazlar… devrik cümle efendileri… özlü söz ezbercileri… her cümlesinde dipnot oluşturanlar… parantez yapıp bknz. efendim diyenler… işte bunlar bu sanatın Üstadları…

Anlaşılmaktan korkan… anlaşıldığında, karşısındakinin bunları zaten bildiğini anlamasından çekinenler…

Çok daha fazla örnek vardır eminim bu konuda… çoğumuzda bu örnekleri oluşturacak alt yapıya sahibiz… belki örnekler biz bile olabiliriz…

Özü bilmek ve özü özünde kullanabilmek, birlik olabilmek için çok önemli… bildiğini yalın birşekilde paylaşmak, anlaşılmak ve anlaşıldıktan sonra gelecek faydalar  için çok önemli … söylemek istediklerini sade dile getirmek, kelime haznesi zengin Türkçemiz için hem kolay hemde gerçekten önemli…

Herkesin Anlaşılma Sanatını Keşfetmesi Dileğiyle…!!!

Not: Yazımı, Tez sırasında bazı bilim adamlarının kullandıkları dilin ağırlığından duyduğum bıkkınlık neticesinde kalem aldım… düşündümde Anlaşılmama Sanatı günümüzde çok yaygınlık kazandı… Belki yazımda bile bu sanatın kırıntıları vardır… Belki virüsü ben de kaptım=)

Gizem

11.03.11

Farkındalık…

Yorum yapın

Sessizliğin sessinin içimizde yankılandığı anlarda başlar farkındalık…

İnsanın öyle yada böyle ortalama bir hayat sürmesi, tek düzelik, hortum gibi tüm benliği hapseden duygular, ucu kaçarak gelişen olaylar, sonu belli olmayan başlangıçlar…Gün gelir sağır edici bir sessizliğin peyda olmasına sebep olur insanın içinde…Farkına varma şansı…

İşte bu yankıyı duyanlar şanslı aslında… sessizliğin sesi… ve arkasından gelen açıklık…

İnsan hayat telaşesiyle kaybettiği benliğini bulur sessizliğin tınısıyla… Fark ederse şanslı…

Herkesin yaşama, yaşamaya bakışı farklı… algısı, duygusu, hissiyatı bambaşka herkesin…

Farkındalığı körelten şeyde insanoğlunun varlığındaki o dayanılmaz sağır edeci hışırtı…

Duyu organımız kulağın algıladığı titreşimler değil sesten kastım…

Hissedemediklerimizin yarattığı, algılayamadıklarımızın  oluşturduğu boşluğun sesi bu ses…

Bu sesten dolayı herkes küskün, bu sesten dolayı gençlik isyankar… yaşlılar sitemkar… sessizlikten sese yeni düşenler yani dünyaya yeni gelenler şaşkın…

Bian sadece bian çok değil… kirpiklerimiz gözpınarına değinceye kadar geçen zaman kadar…

Sessizliği algıladığımızda yani fakındalığı yakaladığımızda…

Nefesimizin neden ciğerlerimizde dolaştığını… kanımızın neden damarlarımızda gezindiğini…

Etten-Kemikten oluşan bu vücudun ruhla nasıl hayat bulduğunu anlarız…

İşte böylece farkındalığı yakalamış ve nekadar değerli varlıklar olduğumuzu algılarız…

O zaman daha çok sevgi birikir içimizde… bu biriken sevgiyi vermemek için hiç bir sebep kalmaz belki ozaman…

KEŞKE herkez sessizliğin sesini duysa …Ve sonra içindeki sevginin ve bu sevgiyi paylaşmamak için hiç bir sebebinin olmadığının farkındalığını yaşasa…

=) umarım bigün herkes sessizliği duyar =)

Gizem

11.03.11

Kadın

Yorum yapın

Asil…

Yorum yapın

Kısaca ben

Yorum yapın

Sonunun ne zaman olacağı belirsizlik çerçevesine sıkışmış, ömür ırmağının, çakıl taşı olup, akıntıya karşı koyamadan yaşayacak kadar aciz değilim bu ütopik hayatların birleşip kaos yarattığı dünyada. Nefsim benim küreğim ben hayatıma yön vermesini bilemeyecek kadar da ham değilim…

Birgün yanlızlığı keşfinin başlangıcı kabul etmiş bir kaşifim, yine aynı gün kozasına sıkı sıkıya yapışmış, dış dünyayı umru dışı bırakmış, ’seni görüyorum’ daki derin içselliği bulma yolunda bir kelebek …

Bir başka gün; kelimelerde ki bütün anlamsız anlamlara anlam yüklemeden, yani sade ve özü kabul eden,

hayatı avcunun içine almadan; yani ne gelirse zaten gelir Gönderen gelmesini isterse şayet diyip mahçup kaderci rolü üstlenmiş,

geçmişin gelmişini geçmişini; yani varsa ömrüm kalan günler benimdir diyen,

katır kadar inatçı;  bütün çamur duygularına karşı,

‘yasak elma’ kuruntulu Havva ve Adem modeli fakat pekte yalancı pişmankar tavırlarına karşı,

 bir kepçe fazladan hırs koy tabağıma tencerede kalmasın günahtır avuntulu kişiliklere karşı,

 bakışının açısı şeşmiş beşmiş, başka hayatların enerjileriyle beslenenlere karşı,

ortada kuyu var yandan geç diyip bi kuyucukda yana açanlara karşı,

uzar uzar..

yani kısaca hani şu akıl farkıyla hayvanlıktan sıyrılan biz insanoğullarına karşı,

derin, Yaradan vergisi tamda dediğim gibi katır kadar inatçı Sevgi hissiyatıyla dolu biri,

Çoğu zamanda -ki bu çokluk göreceli olabilir- Benim sadece Gizem …

 Ocak ’11

02.51

Kuşlu ADdam

Yorum yapın

Eski Yazılar

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.